Üye Girişi
Şifremi Hatırlat Şifremi Hatırlat
| |
Yeni Üyelik Yeni Üyelik

AFŞİN ESHAB-I KEHF İÇİN YAZILAN ŞİİRLER

05 Aralık 2009, Cumartesi


ESHÂB-I KEHF KISSASI

Roma devri, Dakyanus’un zamanı,

Putperestlik kaplamıştı her yanı.

Zâlim kıral hiç bilmezdi, amanı.

Eşrâfın o nâzenîn oğulları

Doğru Yola erişince, bir gurup,

Kınadılar, durumunu hor görüp.

Hak adına, tehlikeli, şer görüp,

Terkettiler,zînet,şan ve pulları.

Bu gençlerdi, o milletin seçkini.

Hak Dâvânın, dönmez serden geçkini.

Köpürdü tâğût’un öfkesi, kini.

Neden, ayrılmıştı, doğru yolları.

Efsus’luydu bu yağızlar,bu koçlar.

Ünlerinden sarsılırdı hep burçlar,

Didik, didik aranırdı, en uçlar.

Yakalanıp, bağlanmaya kolları,

Arzoldular, cânî’nin huzuruna,

Parıldayan îmanları uğruna.

Çağrıldılar, fitne, fesat çığrına,

Korkutulup, efrad-ı iyalları.

Şunu dedi, onların her birisi:

         “Rabb’imiz var, boştur O’ndan gerisi.”

Hiddetlendi, sırtlanların irisi.

Dedi:“Hemen terk edin hayalları.”

Yâr-ı Ğârlar, o beldeden göçtüler,

Sevdâlanıp, mansıplardan geçtiler.

Köşk yerine, mağarayı seçtiler.

Şerîflerin nâzenîn oğulları.

Aldılar hem, bû cihânda âferin.

Müsteân’a açarak sînelerin,

Daldılar bir uykuya ki, çok derin.

Gıdâları mâverânın balları.

Kâfirler de, dağa kadar geldiler.

Mağara önünde dona kaldılar.

Kapatarak gûyâ hayıf aldılar.

Ne bilsinler ordaki ahvâlları,

Tam üç asır uyuyup, uyandılar.

Bir gün, ya bir gece geçmiş sandılar.

Birileri, tekrar şehre indiler.

Âyân oldu halka, gizli halları.

Şaşmış idi, gördüğüne görenler,
Hesapsızdı, merak edip soranlar.
Mûcizeydi, âşikâre, olanlar.
Kur’ân’dadır kıssaları, kâlları.

En sonunda mü’min olan bu kıral,

İletildi O’na da, olan bu hâl.

Dileyip, Yaratan’a yoktur muhâl,

Donatan O, kupkuruyken dalları.


Hep berâber, mağaraya gittiler.

Erenlerin dergâhına, yettiler.

Hasret ile çok muhabbet ettiler.

Görmeğe değerdi hasbihâlları.

Ey yârânlar, bu kıssanın hıssası,

Allah vardır,çekin ahret gussası.

İMRAN HOCA söyler, sözün dahası,

Aldatmasın mâsivânın alları.
İMRAN KILINÇ



YEDİLER ANITI

Hasan Raşit (*) diyor ki,”Şehirleşen bu Efsus;

Selçuklar zamanında ismi idi Arbesus “

Allah’ın nusretine nail olan ordular;

Yarpuzu Hristiyan ve Ortodoks buldular

Halbuki o tarihte Maraş ile Elbistan

Eski Türk dinindeydi, Yarpuzsa Hristiyan

Âdil, Halife Ömer ordusu çağlıyordu,

Gayri dinli yerleri haraca bağlıyordu.

Haraç kabul eden il yıkılmazdı o zaman,

Efsus karşı gelince oldu hak ile yeksan.

Bu yüzden derindedir tarihi eserleri

Onlar çıkarıldıkça herkes anlar bu yeri.

Efsus’ta kolaylıkla ele geçen eserler,

Bizansın paraları mozayik nümuneler,

Devamı vardır elbet bu güzel eserlerin,

Göğe yükselmektedir anıtı YEDİLER’in,

Bunun her zerresinde ruhumuzdan zevk taşar,

Her nesil tarihinde eserleriyle yaşar.

Haraplanmağa doğru yüz tutması ne acı…

Bence ne acı değil, mutlak şâhâne acı.


(*)Hasan Raşit TANKUT:


1891 Yılında Elbistan’da doğan ve yaşamını 1980 yılında yitiren Hasan Reşit TANKUT edebiyatçı kimliğinin yanı sıra, tarihçi ve politikacı olarak tanınmıştır. Hasan Reşit Tankut Şam idadisini ve Mülkiye Mektebi’ni bitirdikten sonra,  Maiyet memurluğu, Kaymakamlık, Mülkiye Müfettişliği gibi görevlerde bulundu. Kurtuluş savaşına katılan Tankut 1931’de Muş 1935’de Maraş Milletvekili olarak TBMM ‘ne girdi ve üst üste 4 dönem Maraş milletvekilliği yaptı. Türk Dil Kurumu kurucuları arasında yer alan Tankut 1935-1950 arasında kurumda ikinci başkanlık Etimolijik ve Lengüistik Filoloji Kolları Başkanı ve Genel Sekreteri olarak çalıştı. 1936-1940 arasında Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümünde öğretim görevlisi olarak görev yaptı . Parlemento üyeliğini 1960 yılına kadar sürdürdü.Tankut’un başlıca yapıtları arasında Güneş Dil Teorisi’ne Göre Dil Tetlikleri , Dil ve Tarih Tezlerimiz Üzerine Gerekli İzahlar, Köylerimiz Dün Nasıldı ? Bügün  Nasıldır? Yarın Nasıl Olacaktır? Sayılabilir.
 

ESHAB-I KEHF KISSASI
kur´an´da anlatılan kıssalardan birisi
ismi ile müsemma denilmiş "kehf" suresi
mekke´de nazil olmuş tamam yüz on ayettir
bir ayet medine´de indiği rivayettir
her ayetin ahiri ´elif´ ile bitmekte
hakka ve hakikate o şehadet etmekte
kehf dağdaki genişçe mağaraya denilir
bu surede üç kıssa ayrı ayrı anılır
ashab-ı kehf kıssası, musa hızır seferi
ve zülkarneyn setinin verilmekte haberi
bir gün peygamberimiz islam´ı anlatırken
nadr denen bir müşrik söze karıştı erken
peygamberimiz´in sözünü kesti eyleyip hile
iran hikayeleri anlattı fitne ile
sonra da medine´de yahudi toplumuna
öğütlerde bulundu akıl verdiler ona
dediler peygamber´in huzuruna siz varın
genç yiğitler ve seyyah ile ruhlardan sorun
bu sual sorulunca bu sure nazil oldu
hakk kelamı ve vahyi suale cevap buldu
´elhamdülillah´ ile başlar birinci ayet
hazreti muhammed´e kur´an kılar beşaret
kafirin iftirası küfür ve büyük yalan
kitaba inanmayan inkarcı, helak olan
dilerse yer yüzünü yemyeşil yaprak eder
hakk dilerse bir anda kupkuru toprak eder
ashab-ı kehf ve rakim bir acaip hadise
ibret ile dinleyen alır bunlardan hisse
hakikaten inanan gençler bunlardır elbet
kur´an´da anlatarak mevlam gösterir ibret
onların kalplerini metin eyledi ekber
takyanos karşısında kıyama kalktı gençler
yerin göğün sahibi yalnız bizim rabbimiz
biz ondan başkasına asla ilah demeyiz
allah´tan gayrısına tapmakta zillet vardır
bu nurlu mağrada mutlaka rahmet vardır
mağara dostlarının duası ne güzeldir
duaların içinde manidar ve özeldir
´iz evel fityetü ilel kehfi fekalu rabbena atina
minledünke rahmeten ve heyyi´ lena min emrine raşeda´
allah´ın selamıyla edelim hatmi kelam
ashab-ı kehf çok şükür afşin´dedir
vesselam.
                            Musa TEKTAŞ

YORUM GÖNDERYORUM GÖNDER
  Adınız Soyadınız :
  Mesajınız :
Not : Lütfen küçük harf kullanınız. Maksimum 500 karakter

Önemli Not : Gönderilen mesajlar sistem tarafından kayıt altına alınmakta olup site yöneticileri tarafından görülmektedir. Lütfen bu hususa dikkat edelim ve başkalarını rahatsız edici mesajlar göndermeyelim.
Sayfa Üretim süresi :0,0156


Tam Ekran








Download Silverlight Plug-in