Üye Girişi
Şifremi Hatırlat Şifremi Hatırlat
| |
Yeni Üyelik Yeni Üyelik
YUNUS AÇIKGÖZ

Yunus Açıkgöz Yunus Açıkgöz

205 Hit
Gönderim Tarihi : 18.12.2009
AFŞİN'DE OYNAN ÇOCUKLUK OYUNLARIMIZ..


Son günlerde tüm medya mecalarında yayımlanan bir görüntü vardı. Bir çocuğun bilgisayarda oyun oynarkenki içler acısı durumu gözler önüne seriyordu. Üstelik kayıt anne tarafından "ne kadar komik ve eğlenceli bir durum" diye yapılmış ve muhtemelen kişisel arşivlerinde eşe, dosta ve belki de gelecekte çocuğa gösterilmek için yerini almıştır. 

Aslında bu durumun ne kadar vahim olduğunu anlamak için bilim insanı olmaya gerek yok. Medya mecralarındaki haberleri izlemek yeterli. NTVMSNBC'de 22/09/2009'de yayımlanan haberin detayı okuduğumuzda fiziksel ve ruhsal zararlarını daha iyi anlayabiliriz.

Oysa daha yaşım kırkbeş ve bizim kuşağımızın oyunlarından ne kadar farklı. Oynadığımız oyunlar, ekip olarak yardımlaşarak, strateji üreterek oynanan oyunlardı ve fiziksel kondisyon da yaratırdı. Bu videoyu izleyip habebi okuduğumda çocukların rahatlamak yerine stres yüklendikleri oyunları görünce gelecekten korktum doğrusu. Bizim oyunlarımız gevşemeyi ve rahatlamayı sağlardı.

Unutulmamaları için yöremde oynanan bazı çocuk oyunlarını buraya yazmayı istedim, umarım bir kez daha oynanırlar dünyanın herhangibir yerinde, herhangi bir zaman... 

1-MİNAVARA (yada MİNEVARA) 

Çocukluğumun geçtiği ilçe, içinden başka bir yere gidilmeyen, yolun son bulduğu bir kentti. Şimdi değişmiş de olsa, kışları Kasımdan yağmaya başlayan kar ancak Mart sonu durur ve Nisan da tüm çevreyi kaplayan kar ancak erimeye başlardı. Kar erirken toprağın yeniden hayat bulduğunu dakika dakika gözleyebilirdiniz. Henüz televizyonun hayatımıza girmediği bu uzun kış geceleri, evlerde toplu oyunlar oynanır, yada mahallenin büyüğünden efsanevi öyküler dinlenirdi. 

Yaz ayları da aynı paralellikte geçerdi. Uzun günler boyunca kimse akşam eve girmez, kadınlar kapı eşiklerinde toplanıp, hem elişlerini yapar hem de bol dedikodulu (-ki ilçemde koğu derler) bir sohbete başlarlar, kız çocukları, mici, seksek, ip atlama oynarken, erkek çocukları da ağırlıklı minavara oynarlardı. 

Bu oyunun nasıl oynandığını sizinle paylaşmak isterim. 

Minavara en az üçer kişilik iki takımla oynanan bir oyundur. Takımlardan biri, artçı adı verilen bir elemanını yalakta (oyunun başladığ ve merkezi olan yer, saklambaç oyunundaki sobe yapılan yer, ebelik gibi) bırakarak belirli bir sürede içerisinde saklanırlar. Süre dolunca, ikinci takım da kendi elemanlarından birini yalakta bırakarak, saklanan takımı aramaya başlarlar. Saklanan takımın yalakta kalan artçı elemanı da eşlerini uyarmak için "eşlerim yalaktan çıktık, geliyoruz" diye bağırarak aramaya çıkan rakip takımın elemanlarının peşine düşer. Artçının görevi önemlidir. Rakip elemanların yerini belirtecek ve saklanan eşlerinin yerlerini değiştirmesi için uyarıcı olacak şekilde sürekli bilgiler verir. Örneğin "eşlerim Hasan amcanın bahçesindeyiz" yada "eşlerim kör Duran'ın avlusundayız" veya "eşlerim Dudu'nu Hatçe'sinin damından indik geliyoruz" gibi uyarılarla takım arkadaşlarının bulundukları yerin uygun değilse değiştirlmelerini sağlar. 

Arayan ekip ise artçıdan kurtulmak. onu azıtmak için daha çabuk hareket etmeye çalışır. Böylece rakiplere istihbarat ulaşmayacak ve onlarda kolayca hedeflerine ulaşacaklardır. Eğer bu işi başarırılarsa artçı "eşlerim azdım" diye bağırıp, artık kendilerine arayan rakip oyuncularla birlikte olmadığını, daha dikkatli davranmaları gerektiğini bildirir. 

(Burada bir parantez açarak "azmak" "azıtmak" sözcüğünün sözlüklerde bilinen analamı dışında yöremizde kullanılan anlamını da anlatmam gerek. Azıtmak fiili genellikle istenilmeyen evcil hayvanların çok uzak bir noktaya bırakılarak, eve geri dönmemesini sağlamak anlamında kullanılır. Azmak da bu fiile maruz kalmak anlamındadır. Örneğin eğer bir kedi artık temizlik kurallarına uymursa veya başka bir nedenle sahibi tarafından artık istemiyorsa, ev sahibi kediyi azıtmak için uzak bir noktaya götürüp bırakır. Kedi de bu durumda "azmış" olur.) 

Oyunda saklananların da bulunmamaktan başka bir amaçları daha vardır. Bu amaç, eğer arayanlar yalaktan yeterince uzaklaşırlarsa (-ki bu bilgi artçı tarafından sürekli kendilerine iletilmektedir) yalağa dönerek yalakta bekleyen rakip elemanı pataklamaktır. Eğer bunu başarırlarsa yalakta bekleyen eleman, rakiplerini aramakta olan arkadaşlarını durumu haber vermek için "minavara, minavara" bağırırlar. Eğer bu süre içerisinde arayan ekip yalağa dönüp rakip elemanları görürse oyun biter ve ekipler yer değiştirir. Yok göremeden yeniden kaçıp saklanırlarsa elbette oyun yeniden kaldığı yerden devam eder. 

Yalakta bekleyen eleman "minavara, minavara" diye bağırdığında, azmış bir artçı varsa o da takip ettiği rakip oyuncuları yeniden bulabilmek için hızla yalağa döner. 

Söylediğimiz gibi oyun saklananların, arayanlar tarafından bir şekilde görülmesiyle son bulur ve ekipler rol değiştirerek devam eder. Artçı ve yalakta bekleyenler genellikle grubun en küçükleri ve en acemileri olmakla birlikte, görevler de dönüşümlü olarak yapılır. 

Tabi oyunda bazı muziplikler de olur. Yalakta bekleyen eleman, kendini pataklayacak karşı rakibin elemanlarını görmeden yanlış alarm vererek "minavara" diye bağırır. Bu pataklanmamak için bir tedbir olamakla birlikte, oyunun kendi aleyhlerine uzamasına neden olur. Bu nedenle yanlış alarm alan arkadaşlarınca fırçalanır. Bazen de sürekli yanlış alarm veren elemanın doğru alarmına da bu nedenle inanılmaz ve uzun süre pataklanmaya maruz kalır. 

Yine yalakta kalan eleman kural dışı da olsa giydiği giysinin altına, omuzlarına sert bir cisim saklayarak, kendisini pataklayanlara kötü bir sürpriz yaptığı da olur. 

2-ŞAHA ŞAHA 

Nedense oyunlarımızın sonunda hep fiziksel bir ceza olurdu. Şimdi çocuklar arasında böyle bir oyun ve ceza sistemi var mıdır bilmiyorum. Binboğalar’ın eteğine yerleşmiş içlemde, yetmişli yıllarda geçen çocukluğumun oyunlarından biri de “şaka şaka”, daha doğrusu yerel söylenişiyle “saha şaha…” Neden bu isim verildi bilmem ama oyunu şöyle oynuyorduk; 

Oyunun oldukça kalabalık bir grup tarafından oynanması makbuldü. Öncelikle bir kişi ebe olur; bu genellikle grubun en büyüğüve en gıcığı olurdu. Eline bir pantolon kemeri (yöre deyimiyle “kayış”) alır, toka takılmayan ucunu gruba doğru tutarak bir kuş gagası (yöre deyimiyle “kekme”) kadar iki parmağı arasından sarkıtarak “kekmesi bu kadar” diye tarife başlar, kayışı biraz daha uzatarak “kafası bu kadar” diye devam eder, kayışı az önce uzattığından biraz daha fazla sarkıtarak “gövdesi bu kadar”, diye tarifini sürdürür ve nihayetinde biraz kararsızlık göstererek bir parça daha sarkıtır kayışı ve “olup olacağı bu kadar” diyerek tarifini bitirirdi. 

Tarif ettiği bir kuştu (yöre deyimiyle “cücük”) ve grup bu kuşu bulabilmek için tahminler yapmaya başlardı. Gruptan kuşun kayışta oluşan boyutuna göre “mitmirti”, “yaprak kuşu”, “götü kırmızı”, ”serçe”, “ibibik”, “keklik” gibi tahminler gelirdi. Ebe tarifini tahmin eden çocuğu elindeki kayışı ikiye katlayarak verir ve “şaha şaha” diye bağırmaya başlardı. Kayışı alan çocuk bu sırada kaçışmaya başlayan gruba astgele kayışla vurarak kovalamaya başlardı. Bu sırada ebe hala “şaha şaha” diye bağırmaya devam eder, tahmini doğru yapan çocuk da kayışla diğerlerini kovalardı. 

Diğer çocuklar dayak yemek pahasına oyun mekânından çok uzaklaşmazlardı. Zira ebe “soya soya” diye bağırmaya başladığında tahmini doğru yapan çocuğun yetkisi bitmiş olurdu ve elindeki kayışı diğer çocuklara kaptırmadan ebeye yetiştirmesi gerekmektedir. Tahminci çocuk bunu yapmaya çalışırken diğer çocuklar da elindeki kayışı kapıp ona vurmaya çalışırlardı. Her iki durumda da; yani kemeri kaptırmadan ebeye yetişirse veya kaptırıp da dayak yiye yiye ebeye yetişirse, oyun biter yenisi başlardı. 

İşte gıcık ebenin tavrı burada başlardı. “Soya soya” komutuyla oyun bitirmek ve kayışla kendilerini kovalayan çocuğa saldırmak için ona yaklaştıklarında, ebe birden fikrini değiştirir ve yeniden “şaha şaha" diye bağırmaya başlardı. Yetkiyi yeniden eline alan çocuk kendine iyice yaklaşmış diğer çocuklara kayışla yeniden girişirdi. Bazen gıcık ebenin sadist ruhu doyana kadar oyun sürer ve en sonunda kavgayla biterdi. 
GÖKALP GEDİKBAŞI

Gökalp Gedikbaşı Gökalp Gedikbaşı

Gönderim Tarihi : 03.08.2010
Keşke kaldırmasaydın abi. Hemşerilerimiz yazı ve forum kategorilerini okuyor fakat cevap yazmıyor.
Y.KENAN DOĞAN

Y.kenan Doğan Y.kenan Doğan

Gönderim Tarihi : 06.08.2010
Bende merak ettim ama maalesef göremedim.keşke kaldırmasaydın
YUNUS AÇIKGÖZ

Yunus Açıkgöz Yunus Açıkgöz

Gönderim Tarihi : 06.08.2010
Sevgili Gökalp ve Sevgili Yusuf Kenan kardeş, İlginize teşekkür ederim
GÖKALP GEDİKBAŞI

Gökalp Gedikbaşı Gökalp Gedikbaşı

Gönderim Tarihi : 09.08.2010
Yunus abi yüreğine, kalemine, gönlüne sağlık.
Çocukluğunu; Afşin´de doya doya yaşayamamış ve İstanbul´un o bildik karmaşasında ister istemez heder etmiş birisi olarak yazını okurken bahsettiğin oyunları bilmesem de sanki o günleri yaşamış gibi oldum.
Çok güzel anlatmışsın çocukluk oyunlarınızı.
Çok teşekkür ederim ki bize bu duyguyu ve hazzı yaşattığın için...
DOĞAN TAPAN

Doğan Tapan Doğan Tapan

Gönderim Tarihi : 27.12.2010
yunus bey çok eşekkür ederim bun ları hatırlattıgın için
CUMA BENLİ

Cuma Benli Cuma Benli

Gönderim Tarihi : 02.01.2011
Gercekden güzel bir yazı dizisiydi ben sokak aralarında yasadıgım için az cok bazılarını bilirim hatırlattıgınız için tesekürler
HAMİT TUNÇ

Hamit Tunç Hamit Tunç

Gönderim Tarihi : 24.10.2011
Bu anlattığın oyunlardan başka etkinliği olmayan bir kuşagın bireyi olarak,diyorum ki ; Biz bile ututmuşuz be Yunus,hatırlatman ve özgörüyle ayrıntılarıyla anlatman duygulandırdı beni,teşekkür edrim,sevgiler.
MEHMET KARA

Mehmet Kara Mehmet Kara

Gönderim Tarihi : 15.05.2012
çok teşekür ederim yusuf bey bizi nerelere götürdünüz.karşıyaka ya mah.giderken yolu 2 tarafıda kavaklıktı ve köfteci eminenin bahçesine dalmadan geçilmezdi oradan.at arabacı ibrahim emmi var,onun evini yanında kasım emminin evinde oturmuştuk zamannında.gerçekten muazzam günlerdi o günler.
saygılarımla.
CEVAP GÖNDERİM FORMUCEVAP GÖNDERİM FORMU
Mesajınız* :
Not : Lütfen küçük harf kullanınız.
Not : Lütfen küçük harf kullanınız.

Önemli Not : Gönderilen mesajlar sistem tarafından kayıt altına alınmakta olup site yöneticileri tarafından görülmektedir. Lütfen bu hususa dikkat edelim ve başkalarını rahatsız edici mesajlar göndermeyelim.
Sayfa Üretim süresi1 :0,0156


Tam Ekran








Download Silverlight Plug-in